Hukuk, psikoloji, sosyoloji ve ilahiyat alanındaki uzmanlardan müteşekkil İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu olarak hazırladığımız ve İstanbul Sözleşmesine farklı disiplinlerden bakarak sözleşmenin dilini, içeriğini, maksadını ve arka planını bütüncül olarak değerlendirip şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm sunduğumuz Raporumuz alttadır:

Dünyada ve Türkiye’de ulusal ve uluslararası her türlü yasal düzenleme ve imza altına alınmış birçok sözleşmeye rağmen kadına yönelik şiddet maalesef her geçen gün artarak devam etmektedir. Türkiye’de 2014 yılında yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda mevzuatımızda düzenlemeler yapılarak, 6284 sayılı yasa hayata geçirilmiştir.

Kamu görevlilerinden öğrencilere eğitimler verilmiş, sözleşmenin uygulanması ise savcı, polis, kamu görevlisi dâhil tüm muhataplar açısından teminat altına alınmıştır. Tüm bunlara rağmen Sözleşmenin uygulanması, şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması noktasında çözüm olamamıştır. Zira sözleşmenin temel iddiası şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı yönündedir. Oysa Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre şiddeti ortaya çıkaran risk faktörleri çok çeşitli olup, toplumsal cinsiyet eşitsizliği bunlardan yalnızca biridir. Bireyin şiddet uygulamasının temelinde onlarca etken söz konusu iken şiddetin sadece cinsiyet kaynaklı sebeplerle uygulandığı iddiasına dayalı bir yaklaşım Sözleşmenin fikri altyapısını indirgemeci ve manipülatif hale getirmektedir. Şiddetin gerçek sebeplerine inilemediği için Sözleşme çözüm sunmakta başarısız kalmaktadır.

Bilakis Sözleşme toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel yönelim; gelenek, din vb. referansların kökünün kazınması gibi kavram ve düzenlemelere yer vermek ve bunların uygulanmasını dayatmak suretiyle toplumda ayrışmaya, kadın-erkek ilişkilerinde çatışmaya, ailede erozyona, toplumun milli manevi değerlerinde yozlaşmaya sebep olmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi, Türkiye toplumunun temel dinamiklerine aykırı olan, kullanılan kavramlar ve hegemonik dille kadın erkek cinsi arasında dayanışma ve iletişim dilini ortadan kaldıran, Dünya milletlerini cinsiyetsizleştirme ve üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir Sözleşmedir.

Sözleşmenin 80. maddesinde de düzenlenen usül gereğince Raporu yetkili makamlara ulaştırmak üzere imzalıyor ve Türkiye’nin Sözleşmeden çekilmesini ve hükumetin kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve milli bir yasal düzenleme yapmasını teklif ediyoruz.